06700 Çankaya - Ankara 0532-342 23 89 info@kitapvitrini.com

SAİT FAİK KAYIP ARANIYOR…

Çoğu zaman okulda okutulan romanların, öykülerin, şiirlerin sırf zorla okutulduğu için hepimizi kitaplardan soğutmak için hazırlanmış bir politika olduğunu düşünürüm. Benim der kitaplarımın içerisine sıkışmış böyle bir sürü metin vardı. Hatırlıyorum ne Sabahattin Ali’yi ne Füruzan’ı ne de Sait Faik’i sevmiştim. Semaver öyküsü çirkince çizilmiş küçük bir çocuk ile ninenin ortasında semaver resmiyle süslenmişti. Ne imge zenginliği ama!

Metnin hemen arkasından gelen ve öykünün bir yerinden alınmış cümlede hangi tamlamanın bulunduğunun sorulmasıyla nasıl sevilebilir ki edebiyat? O zamanlar metinleri kesip biçip istenilen biçime sokmak da yoktu üstelik. Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama ben tekrar döndüm o yazarlara. Gerçekten okumaya meraklı olmasaydım dönebilir miydim emin değilim.  Çoğu insanın da Sait Faik’i ders kitaplarından okunan 1 veya 2 öyküyle bitirdiğine eminim.

Bugün, uzun bir aradan sonra “Kayıp Aranıyor” kitabını bitirdim. Araya farklı epey kitap girmiş olmalı ki dildeki duruluğu görünce biraz afalladım. İlk birkaç sayfada kendimi zorladım bile diyebilirim. Belki bu noktada öykünün başlangıcında zaman atlamalarının da etkisi vardır. Tabii o ilk kısmı atlattıktan sonra o duruluk çok tatlı gelmeye başlıyor. Özellikle gerçek insanların suretleri hisleri ortaya çıktıkça…

Bir kadını anlatıyor Sait Faik. Özgür yaşamı öyle böyle tercik etmiş her kadının başına gelebilecekleri, ki kahramanımız çoğumuzdan daha şanslı…Ama bir fark var . Belki de çoğumuzdan daha dürüst daha mütevazi bir kadın Nevin.

Bir kadına kötülük yapmak hele hele bizim gibi toplumlarda kolaydır. Tek bir laf bile bunu becerebilir. Böyle dedikodulara, ulaşılmadığı için pis denmelere ,şanslı ki, iyi yetişmiş konsolosun kızı Nevin kızabilir mi? Sanmıyorum. Sadece “önemli olanın kötülüğü iyilikle beraber kaldırmak olduğunu” bilir. Bu gerçekleşinceye kadar da kızmayı kendine hak görmez.

Nevin “kenar mahalle kızlarına” insanları hakir gören parlak züppelerle değil, çalışan elleri büyük, yüzleri çirkin pazıları sağlam delikanlıları sevin demek isterken aslında kendisinin yapmak isteyip de olmayacağını bildiği şeyin peşindedir.

Peşindedir… ama kayıplara karışıncaya kadar da yapamaz. Ne otobüsteki bilet satıcısı çocuğa buluşmak için vereceği pusulayı verir ne de parlak züppelerden sayılabilecek kocasından boşanma arifesinde balıkçı Cemal ile kurulan evlilik hayallerini gerçekleştirir.

Nevin mütevazidir çünkü kendini haklı çıkarmayı istemez. Haklı çıktığı için ezilir. Giderken babasına yazdığı mektupta “hakkımızda söylenenlere kafa tutarak insanlar arasında dolaşmak da bir nevi ukalalık bir nevi kendini beğenmişliktir” der.

Nevin dürüsttür çünkü kendini kandırmamıştır ve bu yüzden de bir trene biner kayıplara karışır.

Şimdi böyle bir öyküden sonra geriye hayıflanmak kalıyor. Keşke okutmasalar okullarda Sait Faik’i. Kitapçılardan merak edilerek, sevilerek alınsa ve hep kendimizi kendimizi görsek…

Kivi